10/25/2012

Bayram O İmiş Ki!



Bayram odur ki diye başlayan mesajlar geldi telefonuma bugün..
Kim bilir kaç kişinin telefonuna daha gitti aynı kalıp ifadeler.
Yüreğe değmeden..
O yüzden de göz ucuyla okundu,
Fazla yük kaldırmayan telefonum alarm verince de silinecek!

Ben de başladım kendi kendime söylenmeye;
Bayram odur ki diyerekten.

Bayram odur ki;
Seveni sevdiğine yaklaştırır..
Yaklaşabilmesi için kurban edilecek bir şeyi olması lazım gelir ama.
Ne de olsa, sevdiğinin kapısına eli boş gitmek olmaz.
Sevgi; ispat gerektirir.
İnanmadığından değil de,
Hazreti İbrahim'in kuşları misali işte..

Neyse ne.
İçimde kuşlar da yok, ölüp dirilecek..
Koçlar da, sıratta sırtına binilecek.
İçim; kupkuru çöl!

Neyi kurban edeceğim?
 Bulamadım.
Bulduğuma kıyamadım.
Eli boş olunca kapıya varamadım.

Bayram bana bayram değil!

Eyvah!

Ey vâh!

ADSIZ



Dokunsanız; 
Ağlayacaktım..

Dokunamadınız;
Donakaldım..

Sonbaharda;
Kışayazdım..





10/19/2012

Geçmem bi daha Kadıköy'den!


Kadıköy sahilde bi amca var..
Akşamları eve dönerken vaktim olsa da şurda oturup dinlesem derdim hep.
 
 
  
 
 
 
Artık bu akşam;
tam da ben önünden geçerken..
Bu türküyü o kadar içli söyledi ki..
Geçip haydarpaşaya karşı ağladım..
Daha başka ne yapsaydım?

10/11/2012

Cefakâr Kadınlar

 
Cefakâr kadınlar..
Nasıl da takdir edilesi bir sıfat!
"Cefakâr"
 
Avam ifadesi ile böyle böyle gaza geliyor kadınlar.
Böyle böyle kandırıyorlar kendilerini.
Fedakâr.. Cefakâr..
Peki ne için feda ediyorlar ideallerini?
Hayallerini..
Ne için çekiyorlar onca cefayı?
 
Kendimizi kandırmayalım hatunlar..
Cefa çekmek feda etmek meziyet değil.
 
Bir daha düşünmeli.
Neyi feda ediyoruz?
Ne için feda ediyoruz?
 


9/04/2012

Duyarlı Bir Doktor..

Duyarsızlaşmak istemiyorum!
diyen bir doktorla tanıştım geçenlerde..
 
 
 
 
Alışmak istemiyorum..
"Akşam acile gelen kız öldü" denilince,
Ve bu söz donuk, hissiz dudaklardan dökülünce..
Yanaklarımdan süzülen yaşı yitirmek istemiyorum!
Bu şekilde de çok zor bu görevi yerine getirmek..
Ama hissizleşmek yerine zoru tercih ediyorum!
Bilerek! İsteyerek!
Duyarsızlaşmaya direniyorum!
 
 
 
İnsaniyetli bir doktorun hissiyatından anlayabildiğim kadarını, anlatabildiğim kadar yazıverdim...
Sürç-i lisan ettiysem, affola..
 
 
 

9/03/2012

Şehirlerin Dışından

Yol hazırlığında olan dostlara..
Üstad Necip Fazıl'dan,
Yolluk niyetine..
 

 
Kalk, arkadaş gidelim!
Dereler yoldaşımız,
Dağlar omuzdaşımız,
Dünyayı seyredelim,
Şehirlerin dışından.
 
Esmerden, sarışından
Kaçalım, kurtulalım!
Haydi yürü, bulalım!
Kat kat çıkmış evlerin,
O cam gözlü devlerin
Gizlediği âlemi!
Bir tüy gibi yel alsın,
Bir dal gibi sel alsın,
Bizden menhus elemi.
 
Attığımız nâralar,
Yol açsın karanlıkta.
Çeksin bizi mağralar,
Bir derin ormanlıkta;
Öttürüp sert bir ıslık,
Yılanları çağralım.
Peşinden çığlık çığlık
Çakallara bağralım,
Ötelim baykuşlarla.
Kızıl akşamüstleri,
Hicret eden kuşlarla.
 
Sema, deniz ve yeri,
Çepeçevre iklim iklim,
Dolaşalım, gezelim!
Yollar bizden bir izdir,
Ne duysak sesimizdir.
Ne görsek benzer bize.
Hiç şaşmayan bir saat
Gibi işler tabiat,
Uyarak kalbimize.
Mevsimler boğum boğum,
Zamanın ipliğinde.
Başı görünmez doğum,
Sonu ölçülmez hayat...
Hayvan, nebat ve cemat,
Hepsi ilk gençliğinde.
Ölen ölür yıpranmaz;
Giden, gider, aranmaz.
 
Böyle geçer ömrümüz,
Bir gün gelir ölürüz,
Haberimiz olmadan.
Ve o zaman, o zaman,
Hayat neymiş görürsün!
Bırak, keyfini sürsün,
Şehirlerin, köleler!
Yeter bizi tuttuğu!
Tükensin velveleler!
 
Kalk, arkadaş gidelim!
İnsanın unuttuğu
Allahı zikredelim;
Gül, sümbül ve hırkamız,
Sular, kuşlar, halkamız...

(1926)